Diyet yaptınız, spora gittiniz, suyunuzu içtiniz kısacası her şeyi denediniz ancak bir türlü kilo veremiyor musunuz? Bunun sebebi hormonlarınız olabilir. Hormonlar; vücudumuzda salgılanan ve metabolizmamızı oluşturun kimyasal mesajcılardır. Bazı hormonların yüksek veya düşük olması kilo verme mekanizması üzerinde etki gösterir. Gelin bu hormonları beraber inceleyelim:
İNSÜLİN
▪️İnsülin; vücutta kan şekerini dengeleyen hormondur. Yemek yediğimiz zaman kan şekerimiz yükselir, ardından pankreastan insülin salgılanarak kan şekeri düşmeye başlar. Sık sık bir şeyler atıştırdığımızda veya basit karbonhidrattan zengin beyaz unlu gıdalar, hamur işleri, paketli ürünler, meyve gibi besinleri tükettiğimizde vücudumuzda gereğinden fazla insülin salgılanır. İnsülin ne kadar hayati bir hormon olsa da fazla salgılanması vücutta yağ depolanmasını arttırır ve bu yağ özellikle karın çevresinde toplanır.
Bir süre sonra vücut bu yüksek insüline karşı duyarsızlaşır ve insülin direnci gelişir. İnsülin direnci kilo vermeyi zorlaştıran en önemli hastalıklardan biridir. Fazla insülin salgılanmasını engellemek için pasta, börek, pilav, bisküvi gibi yüksek glisemik indeksli besinler yerine tam tahıllı ekmek, kurubaklagil, yulaf gibi kompleks karbonhidratlar tüketilmelidir. Enginar, armut, yeşil yapraklı sebzeler, brokoli, avakado gibi liften zengin besinleri bol tüketmeli ve insülin hassasiyetini arttırmak için mutlaka düzenli egzersiz yapılmalıdır.
TİROİD
▪️Tiroid bezi metabolizmanın orkestra şefidir. Oradan salgılanan TSH, T3 ve T4 hormonları diğer tüm hormonların salgılanmasını yöneterek metabolizmayı oluşturur. Tiroit bezin yetersiz hormon salgılamasına hipotiroidi denir. Hipotiroid hastalarında en sık görülen şikayetler yorgunluk, halsizlik, isteksizlik, kabızlık, saç dökülmesi ve kilo verememektir. Hipotiroid hastalarında yeterli hormon salgılanmadığı için bunu dışarıdan ilaç olarak alırlar ve mutlaka ilaçlarını düzenli kullanmaları gerekir. Yoksa kilo veremezler. Selenyum T4 hormonunu aktif form olan T3’e dönüşümünü sağlayan mineraldir bu yüzden hipotiroid hastalarında yeterli selenyum alımı önemlidir. Yumurta, hindi, brezilya cevizi, tam tahıllar selenyumdan zengin besinlerdir. Gerekli durumlarda mutlaka doktora danışarak selenyum takviyesi yapılabilir. 
Vücudun kendi tiroid bezine saldırması ile ortaya çıkan otoimmün hastalığa ise Haşimato Tiorid ismi verilir.Son yıllarda adını sıkça duyduğumuz Haşimato Tiroid aslında vücudun kendi tiroid hücrelerini yabancı bir madde olarak görmesi ve yok etmeye çalışmasıdır. Bu yabancı madde ise glütendir. Bu yüzden Haşimato Tiroid hastalarında glüten beslenmeden çıkarılmalı ve dengeli-yeterli bir beslenme planı oluşturulmalıdır.
KORTİZOL
Unutmayın stres insan vücuduna en büyük zararı veren şeydir. Kilo verme sürecine de en büyük zarar veren şeydir. Çünkü stres anında vücutta Kortizol dediğimiz bir hormon salgılanır. Bu hormon vücudu “Savaş ya da kaç” durumuna hazırlar ve normalde yağ yakan mekanizma bir şeyle savaşabilmek için yağ depolayıp ödem tutmaya başlar. Yani, aynı şeyi yediniz aynı hareketi yaptınız bir dönemde stresiniz yüksekse kilonuzda ve yağ oranınızda artış görebilirsiniz.
İçinde bulunduğumuz dünyada stressiz olmamıza imkân yok ama en azından kendinize kiloyu, beslenmeyi stres yapmayın. Sürekli “Kilo verdim mi? Veremedim! Az mı verdim? Bir lokma aldım her şey mahvoldu! Başaramadım…” gibi olumsuz düşünceleri düşünen kişilerde stres seviyesi yükselir yağ kaybı varsa bile ödem bunu maskeler ve tartıda istediğimiz sonucu göremeyiz.
Stresi artıran bir diğer faktör de sık veya her gün tartılmaktır. Bu durumda kişilerde “Tartı Stresi” dediğimiz bir durum gelişir ve anlık olarak ödem olur. Doğru tartılma düzeni haftada 1 gün, aç karnına ve mümkünse tuvaletten sonra olmalıdır.
Sizler için hazirladigim tüm yazılar her hafta blogumda yer alacak.